18 Mayıs 2008

Türkiye, 'gençlik sorunu'yla ne kadar ilgili?

Eğitim, Kişisel Yorum Ekle

Milliyet Gazetesi yazarı Hasan Cemal, yazılarını zevkle okuduğum ender yazarlardan biridir. Normalde sitemde siyasi ya da benzeri yazılara yer vermiyorum ama bu yazı sanırım yarının anlam ve önemini anlamak için birçok kişi tarafından okunmalı. Buyrun;
Gençlik sorunu çözülmeden, barış ve demokrasi güçtür!
Yarın, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı... Yarın yine devlet büyüklerimizden bir sürü yaldızlı laf dinleyeceğiz. Çoğu bin yıldır değişmeyen, her hangi bir iz bırakmadan boşlukta yitip gidecek klişeler yani...
Oysa sormak lazım:
Türkiye, gençleriyle ilgileniyor mu?
Türkiye, adı 'genç sorunu' olan çok ciddi bir sorunu olduğunun farkında mı?
Türkiye, 'genç sorunu'nu doğru dürüst bir çözüm rayına oturtamazsa, barış ve demokrasi dersinden sınıfta çakacağını biliyor mu?
Türkiye, doğru politikaları bir an önce uygulamaya sokamazsa, önümüzdeki yirmi yılda 'genç sorunu'nun çok daha büyüyeceğini, yoksul ve yoksun gençlerinin sayısının artacağını, işsizliğin, eğitimsizliğin, mesleksizliğin topluma damgasını bugünkünden çok daha fala vuracağını görüyor mu?
Türkiye, 'genç sorunu'nu çözmekte geç kalırsa, bu ülkenin iç huzurunun, iç barışının çok daha fazla bozulacağının bilincinde mi?
Hiç sanmıyorum.
Türkiye, 'genç sorunu'nu neresinden, nasıl tutacağının henüz bilmiyor, bilemiyor.
Geçen pazartesi günü Neşe Düzel’in Taraf gazetesinde Bilgi Üniversitesi’nden iki öğretim görevlisi, Gülesin Nemutlu ve Yörük Kurtaran'la yaptığı konuşmayı okurken, bu ülkede 'genç sorunu'nun ne kadar vahim olduğunu, ne kadar derine gittiğini bir kez daha düşündüm.
Eğitim sisteminin yüzeyselliği...
Eleştirel düşünebilen, sorgulayıcı, açık kafaya sahip gençler yerine, ezbercilik aşılayan, özgürleştirmeyen, çağdaş olmaktan uzak bir eğitim sistemi...
Kendine güvenmeyen, demokrasiyi pek öyle önemsemeyen, siyaset deyince aklına önce 'kirlilik' gelen, toplu olarak 'hak mücadelesi'ne girmekten kaçan gençler yetiştirmeyi yol bellemiş, gençleri hep 'ehlileştirip yola sokmak'la bozmuş bir eğitim sistemi...
Bu eğitim sistemi nasıl, ne zaman adam edilecek? Bizim 'genç sorunu'muzun en yaşamsal ayağı burası ama...
Biliyorum klasik bir soru.
Onun için de geçelim.
Öte yandan, Gülesin Nemutlu’nun şu sözleri ilginçti:
"Bizim gençlerin yurt dışına gittikleri ilk akşam karşılaştıkları Avrupalı gençlere açıklamaları gereken bazı konu başlıkları vardır. Kürtler'in durumu neden böyle? Kıbrıs'ta ne yapmaya çalışıyorsunuz? Ermeniler'le aranız neden kötü? Yunanistan'la adaların durumu ne olacak?.. Peki Türk gençleri, Avrupalılara ne mi soruyor? 'Biz Viyana’ya gitmiştik; şimdi sen Viyana’da yaşıyorsun değil mi?' diyor mesela... Bizde yakın tarih öğretilmediği için genç bugüne dair pek bir şey bilmiyor, dolayısıyla da sormuyor. Ama Avrupalı gençler bugünü de öğreniyorlar. Onların müfredatında yakın tarih, bugün var."
Nemutlu'nun şu sözlerinin ardındaki gerçeği de düşünmekte yarar var:
"23 Nisan’da çocuklar yöneticilerin yerine geçer ve bir şeyler söyler. 19 Mayıs Gençlik Bayramı'nda böyle olmaz. Çünkü gençler konuşmaz. O gün gençler yürür, birbirinin üstüne tırmanır, bir takım kağıtlar çevirir ama konuşmazlar. Halk oyunları oynarlar, bayrak açarlar ama konuşmazlar. Bu yıl da farklı olmayacak. Daha doğrusu, gençleri konuşturma riski bu yıl da alınmayacak."
Evet, gençlik sorunu!
Bu da var, sakın unutmayın.
Özellikle gençler unutmasın. Bu en başta onların sorunu...
İyi pazarlar!
Hasan CEMAL - h.cemal@milliyet.com.tr


Bu yazının kısa bağlantısı http://www.yakupgovler.com/?p=162.

Yazılarımı RSS aboneliği ile takip edebilir, yeni yazılarıma kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Bunun için ise RSS adresimi kullanabilirsiniz.