03 Aralık 2008

Simitçi ve Veritabanı

Tasarım ve Programlama Yorum Ekle

Ersen Erdal'ın sitesinde okuduğum ve Hasan Yaşar'a ait çok güzel bir yazı gördüm. Yazıda bir simitçinin veritabanı kullanarak nasıl dahice bir iş yaptığının hikayesi var. Mutlaka okumalısınız.

Yazı Hasan Yaşar'a gelen bir e-posta olup, e-postanın göndereni Levent Hacıyusufoğlu'nun ağzıyla yazılmıştır.

Ankaralı Simitçi
Son bir yıldır öğle yemeklerini dışarıda yemek durumunda kaldığımızdan işyerinden iki ağabeyimle Tunalı civarlarında yemeğimizi yiyor ve öğleden sonrası için de Tunalı Pasajı karşısındaki köşeden simit alıyoruz.
Yaklaşık on-on beş gündür tezgahın başka birisi tarafından işletildiğini fark etmiştim. Dün bu sefer simidi ben alacağım diyerek, tezgaha gittiğimde simitçi ortalıkta görünmüyordu. Ben de her tezgahın başında simitçi olmadığında, Türkler'in yaptığı refleks ile tezgahın camını açacak ve parayı koyarak iki tane simit alacaktım. Öyle de yaptım tezgahın sürgülü camını açtım 1 YTL’ yi rafa koydum ve tam simitleri alacaktım ki, orada üstüne el yazısıyla bir şeyler yazılmış, müsvedde kağıtları gördüm.
Beni iyi tanıyanlar ne kadar meraklı olduğumu bilirler; “Yahu bu da nedir, ne yazmış bu adam acaba, bir bakayım,” dedim:
8:10 - 2
8:15 - 1
8.21 - 1
8.22 - 2
Anlayacağınız bu listede öğleye kadar hangi dakikada kaç simit satıldığı yazıyordu. Sonra bu listenin altına 13:55 - 2 yazıp, ne yazdığıma dikkat etsin diye 2′nin üstüne bir de yıldız koydum ve simitleri aldım. Veritabanı tutmaya bayılırım. “Allahım adamdaki bilince bak, veritabanı tutuyor!” dedim. Ama emin değildim. Belki de belediye böyle bir şeyler istemiştir falan… dedim. Neyse uzatmayayım, bugün yine aynı simitçiye uğradım, bu sefer oradaydı. Nasılsın, iyi misin, hoşbeşinden sonra” 13:55 simitlerini toplama ekledin mi?” diye sorunca:
- “Abi sen miydin o?” diye gülümsemeye başladı.
– “Neden böyle bir liste tutuyorsun?” diye sordum, “Belediye mi istiyor?”
- ” Yok abi, ben 15 gün önce aldım bu tezgahın işletmesini, henüz yabancısıyım müşterinin dedi.
Bunları dakika dakika yazıyorum, hangi saatlerde müşteri yığılıyorsa, ona göre sıcak simit getireceğim, o gün sabahın simidi akşama kaldı, utandım müşteriden” dieyince ellerine sarılıp öpmek geldi içimden.
Yaa işte böyle… İster CRM (Customer Related Management) deyin, ister PR (Public Relation), isterseniz de Market Research… Zekâ, işine saygı, kâr arttırma bilinci… Hepsinin sonucunda yaratılan gerçek katma değer ve farklılaşarak rakiplerinden ayrılma… Bunları öğretmek için yıllarca insanları yüksek ücretli okullarda okutuyorlar. Sonuç ” veritabancı simitçinin ” yanından bile geçemeyecek olanlar bakın her yerde yüksek maaşlar alıp, endam gösteriyorlar.
Levent Hacıyusufoğlu

Bu yazı Hasan Yaşar'ın sitesinden alınmıştır.


Bu yazının kısa bağlantısı http://www.yakupgovler.com/?p=567.

Yazılarımı RSS aboneliği ile takip edebilir, yeni yazılarıma kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Bunun için ise RSS adresimi kullanabilirsiniz.


“Simitçi ve Veritabanı” yazısı için 10 Yorum

Bu yazıya yapılan yorumları dilerseniz, ( RSS 2.0 ) beslemesini kullanarak takibe alabilirsiniz.

  1. gevv dedi ki:

    Teşekkürler Hocam Sayenizde faydalı zengin blogları tanıyorum yazı anlayan için süper 🙂

  2. Hakan dedi ki:

    süper okadar yazınızı okudum takip ettim ama bu gözlerimi doldurdu :)))))))

  3. emrah serdaroğlu dedi ki:

    ne kadar da anlamlı bir hikaye, çeşitli firmalar için porje geliştirmiş olanlar bilirler o firmaların daki yaptığınız işlere onay verecek tiplerin nasıl kişiler olduklarını... nasıl kan kusturduklarını... o firmalarda çalışan ne bilişimciler ne mühendisler gördüm... algısı bu hikayedeki simitlerin şekli gibi sıfır, zekası ve ahlak anlayışı bu simitçinin yanında eksi sonsuz...

  4. airweb dedi ki:

    Tebrikler,simit satan bu insanın işine olan bu zekasından ve müşterisini düşünen bilincinden dolayı,tebrikler.Bu gibi simitçiler var oldukça,bizler sıcak simit yemeye,muvaffak oluruz.Teşekkürler....

  5. akif dedi ki:

    Mükembel bir yazıymış... TŞKR..

  6. Onur dedi ki:

    Gayet mantıklı ve hoş düşünmüş kutlamak lazım simitçiyi

  7. şerife dedi ki:

    gerçektn çok güzel bir yazı teşekkürler hocam

  8. Serhatks dedi ki:

    Ne yazacağımı bilmiyorum, duyarlılık böyle olur işte.!

  9. Prosel dedi ki:

    İşte girişimci ruhu. Her iş profesyonel yapıldığında zordur. cem yılmazın dediği gibi Para - çokomal 😀 işler bu kadar basitse eğer sen profesyonel değilsin demektir.

  10. Ozge dedi ki:

    Bir yazilim uzmani olarak boyle zihniyete sahip olan insanlarin bu sistemde daha fonksiyonel pozisyonlarda olabilecekleri kosular saglanabilseydi hersey cok daha farkli olabilirdi diye dusunuyorum. Maalesef bir insanin icki icip icmemesi boyle tasarim yapabilmelerinden cok daha onemli !!!